İstanbul Psikodrama'nın Tele'si 45'ten Sonra Çekmiyor
İstanbul Psikodrama Enstitüsü'ne bağlı Kayseri Psikodrama Enstitüsü'nün Antalya eğitimdeki yaş sınırı "spontanlık" mı "keyfiyet" mi?
İstanbul Psikodrama Enstitüsü'ne bağlı Kayseri Psikodrama Enstitüsü'nün Antalya eğitimdeki yaş sınırı "spontanlık" mı "keyfiyet" mi?
İnsan sevdiğinde kusurları görmezden gelebilir; ancak sevdiğini kusursuz sanmaya başladığında hayal kırıklığının da temelini atar.
İnsan ailesinden yalnızca genlerini değil; korkuları, beklentileri, suskunlukları ve dünyaya bakış biçimlerini de devralır.
Bizi biz yapan tüm yaşadıklarımızdır. Halimize şükür ederek, yaşanılmış olanı ve kendimizi yargılamaktan uzak, “olmuş olan en hayırlısıdır” ayetini hatırla!
İrade, insanın en temel ve en çok tartışılan soyut kavramlarından biridir.
Kendi iradesini taşımakta zorlanan insan, bazen güçlü olanın iradesine sığınır; teslim olduğunu bilmez, güvende olduğunu zanneder.
“Görünmeyen yükleri bırak, benliğini ortaya koy” açılışı ile gelen koç dolunayı 6-12 aksında gerçekleşiyor.
İnanç kavramını anlamak için insanın dış dünyayı ve soyut gerçeklikleri nasıl algıladığını incelemek gerekir.
İnsan yalnızca yaptıklarının değil, yapmaya cesaret edemediklerinin de sonucudur.
Hayatın içinde anne, baba, kardeş, eş ya da çocuk; iş yerinde çalışan ya da patron, sosyal hayatta arkadaş, dost ya da sırdaş olabilirsin...
Yapay zekâ… Çağımızın en çok konuşulan, en çok tartışılan ve belki de en fazla korkulan kavramlarından biri.
11 Eylül ile 11 rakamı ve 9 rakamı ile buluşan Başak Yeniayı, zihinsel yaratım gücümüzün yüksekliğini ve vav olma hali dediğimiz teslimiyeti anlatıyor.
Bir insanı tanımaya çalışırken çoğunlukla söylediklerine bakarız. Kendini nasıl anlattığına, sevgisini nasıl gösterdiğine, bize karşı ne kadar ilgili olduğuna…
Bir bütünü meydana getiren parçalar, her zaman o bütünün ne olduğunu açıklamaya yeterli olmayabilir.
Cüzzi irade nefsinin esiri olmuş çoktan ve senin kendi çöplüğünde yitip gitmene seyirci kalıyor.
Güneş Aslan’da tutulduğunda ne olur? Kendi kendine krallık ilan eden ego, bir anlığına zifiri karanlığa gömülür. Alkış kesilir. Maske düşer.
Sonsuzluk, matematiğin evreni anlamlandırmak için oluşturduğu yapay bir kavram mı, yoksa gerçekliğin temel bir özelliği mi?
Her şey normal görünüyor fakat bir çok insan içten içe başka bir gerçekliği yaşıyor belki de mesele mutsuz olmak değil…
Gökyüzü bu aralar adeta bir tiyatro sahnesi gibi; ama öyle sıradan bir dram değil, yüksek voltajlı bir gerilim filmi izliyoruz
İnsanlığın geleceği hakkında düşündüğümüzde, belki de en radikal soru şudur: İnsan, fiziksel bedeninin sınırlarını aşabilir mi?
İnsan duyguları, varoluşun en karmaşık ve en az anlaşılmış alanlarından biridir.
İnsanoğlu, var olduğu günden bu yana gerçeği arama ve kavramlaştırma arzusuyla yanıp tutuşur.
Bu yeniay öyle bir gündem ile geliyor ki kişisel olarak yapacaklarımız kolektife etki ederken kadersel gelişmeler onun da üzerine çıkıyor.
Bu dünya insanı, kendi nefis, hırs, arzularına bağımlı yapabilir. Oysaki dualite bize, gündüzün varlığı gibi gecenin de varlığını kabul etmemizi hatırlatır.